bakınız ben ne dedim diye başlamak istiyorum
ne oldu ne bitti... bakalım bakalım.
efendim devlet konservatuvarı kazanamamakla birlikte haliç konservatuvarı tiyatro bölünmündeyim şu an da...
mutlu muyum? mutluluk ne kelime demek istiyoruuuuum
akademik kadrosundan, sınıfa, sınıftan, sahneye, hatta ve hatta sahneden okula her şeyden çok ama çok memnunum.
özellikle okul dönemi olarak ele aldığımızda hayatımın en güzel dönemini yaşamaktayım.
müşfik kenter gibi bir tiyatronun duayeninden bahsediyoruz öncelikle ki bu inanılmaz bir onur duygusu yaratıyor bünyede...
derslerse tadından yenmeyecek kadar keyifli sabah 9 dan akşam 19 ila 20 sularına kadar hareket etmek yorucu ve biraz da can yakıcı olsa da çok keiyf veriyor. sık sık okuyor ve sık sık hareket ediyorum şu sıralar.
hayatımda ki tek eksik 'yeni bir aşk' ki kendisi çok istenmekle beraber can sıkıcı bir eksiklik oluşturmuyor hayatımızda.
pek tabi insanoğlu doyumsuz; bir çok şey istiyor -hele bu insanoğlu ben olunca
bir de arkadaşlarımla pek görüşme fırsatı yaratamıyorum şu sıralar ama herkes kendi derdinde şu dönem de doğal olarak. belirli düzeni oturttuğumzda o da yoluna girecek nasıl olsa diye bakıyorum.
ah! bir şu pek sevgili hava takvime bakip da sonbahar da olduğunu hatırlasa da azcık üşüsek, efendime söyliyim şöyle montlarımızı giyip istiklal caddemizde insanlar yağmurdan pasajlara saklanırkene biz tramvay yolundan sakin sakin, keyifli keyifli yürüsek, üşüyünce de ara cafe ye gidip acı sıcak çikolata içsek yani siz içmeseniz bile ben içsem